Türkün Ateşle İmtihanı Kitap Özeti

TÜRKÜN ATEŞLE İMTİHANI

Bu safyada Türkün Ateşle İmtihanı özet, Türkün Ateşle İmtihanı özeti, Türkün Ateşle İmtihanı kısa özet, Türkün Ateşle İmtihanı roman özeti bulunmaktadır.

Türkün Ateşle İmtihanı Kitap Özeti

*HALİDE EDİP ADIVAR*

ESERİN ÖZETİ:

Osmanlı Mebusan Meclisinde Misak-ı Milli kararları alınınca İtilaf donanması 16 Mart 1920’de boğaza girmiş ve İstanbul’u resmen işgal etmişti. Yıllardır peş peşe birçok savaşı kaybetmiş Türk insanının durumu yorgun, şaşkın ve canından bıkkın bir haldeydi. Uzun süren Cihan Harbi ve onca yaşanan sefaletten sonra bir de yurdumuzun işgal edilmesi, yani özgürlüğümüzün elimizden alınmak üzere olması  Türk insanını iyice sarmıştı.

Başkentin işgalinden sonra İstanbul’da yaşayan, çoğunluğunu genç subayların oluşturduğu milliyetçiler, gizlice dernekler, cemiyetler kurup İtilaf Devletleri’nin Mondros’un ilgili maddesine dayanarak Türk askerinden toplattığı silahları Anadolu’ya kaçırmaya çalışıyorlardı. Bir taraftan da halkta milli bilinç oluşturma ve memleket için kurtuluş yolları arıyorlardı. Halide Edip, bu derneklerin başkanlarına yakın biri olarak, milliyetçilerin bir araya gelip toplantı yapmak için ne büyük zahmete katlandıklarını bizzat yaşamıştır. Halk ise gazeteler sansür altında olduğundan, olan bitenden habersiz, padişahın İngilizlerle kurduğu yakınlıktan ve İngilizlerin medeni bir devlet olmasından dolayı Anadolu’yu Osmanlı Türklerine bırakacaklarını sanıyordu.

Osmanlı Devletini savaşa sokan ittihatçıların çoğu Meclis-i Mebusan’da vekildi ve halk bunlara tepki duyuyordu. Bunu fırsat bilen Tevfik Paşa meclisi kapatmıştı. 15 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzmir’i işgalinden sonra İngilizler Anadolu’ya giden bütün yolları tutmuşlar, tenha yolları da Osmanlı içindeki Hristiyan çetelerine tutturmuşlardı. Dernekler faaliyetlerine devam edemez olmuş, Halide Edip gibi milliyetçi kişiler hakkında idam kararları çıkarılmaya başlanmıştı. Özellikle Halide Edip’in Sultanahmet mitinginde İtilaf Devletlerinin aleyhinde söylediği sözler şimşekleri kendi üzerine çekmişti. Daha fazla İstanbul’da kalamayan milliyetçiler Mustafa Kemal’in 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkmasıyla Anadolu’ya kaçmaya başlamışlardır. Bu kaçış ikişer üçer kişilik gruplar halinde ve çok tehlikeliydi. Düzenli olarak silah kaçıran ve milliyetçilerin güvenliğini sağlayan, İzmit’teki ve Adapazarın’daki en kalabalığı 80 kişiden oluşan çetelerdi. Bu çeteler, geceleri milliyetçileri köylerde ağırlıyor, yağmur, çamur, yorgunluk gibi zor şartları hiçe sayıyorlardı. 11 gün süren yolculuğun ardından Ankara Garı’nda Mustafa Kemal ve halk tarafından karşılanan Dr. Adnan ve Halide, o gün bir eve yerleşir ve hemen ertesi gün eski Ziraat Fakültesi binasında olan karargahta çalışmaya başlarlar.

Erzurum Kongresi ve Sivas Kongresi’nden sonra yeni bir meclis kurulması zorunluluğu gündeme gelmişti. Mustafa Kemal her ilden ikişer milletvekili seçilip Ankara’ya gönderilmesini talep eder. 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi kurulur ve Mustafa Kemal meclis başkanı seçilir.

Büyük Millet Meclisinin açılmasını doğru bulmayan Hilafet yanlılarının kurduğu ordu, (Kuvayı İnzibatiye) meclisin kapanması için Ankara’ya doğru yürüyüşe geçer. Bu isyanı  bastırabilecek bir tek bu çeteler (Kuvayı Milliye) vardı. Mustafa Kemal bunları durdurmak için Çerkez Ethem’i görevlendirdi. İzmit’te gerçekleşen bu kuvvetlerin çarpışmasından Çerkez Ethem galip geldi. Bu galibiyet çetelerin itibarını artırdı. Ali Fuat Paşa bile üniformasını çıkarıp dağlara çıkmıştı. Çeteler büyük bir kuvvet olmalarına rağmen ordunun himayesine girmeyi reddediyorlardı. İhtiyaçlarını da halktan zorla karşıladıkları için de sürekli sorun yaratıyorlardı.

Kuvayı Milliye’nin düzensizliği, Yunan ordusuna karşı kesin netice alacak güçten yoksun olması gibi nedenlerle Büyük Millet Meclisine bağlı bir düzenli ordu kurulması zorunluydu. Düzenli ordunun kurulması, Aralık ayının sonlarına doğru,  büyük kavgalarla gerçekleştirildi. Çerkez Ethem’in 3 bin kişilik ordusu, 100 makineli tüfeği ayrıca 4 topu vardı. Bu gücüne güvenerek meclise; faaliyetlerinin durdurmasını, halkı yeniden savaşa sokmamasını, İstanbul hükümetiyle işbirliği yapmasını söyleyen bir ültimatom gönderdi. Yunanlılar Bursa’ya yürümeye başlamıştı ama Ethem’le Albay Refet, yani kardeşler birbirleriyle savaşıyordu. Ethem düzenli odunun kuvvetlerine karşı koyamayıp kuvvetlerini geri çekmek zorunda kaldı. Ordumuzla 11 Ocak’ta (1.İnönü) Eskişehir’in batısında karşı karşıya gelen Yunanlılar Albay İsmet komutasında ağır bir yenilgiye uğradılar. Bundan dolayı, toplanan Londra Konferansı’na Ankara’dan da temsilcileri çağırdılar. Sevr’in bir benzeri olan bu konferanstan bir sonuç alınamamış ve Yunanlılar Afyon’dan saldırıya geçmişlerdi. 31 Mart’ta (2.İnönü)  yine bozguna uğratılan Yunanlılar geri çekilmek zorunda kaldılar.

Halide Edip, Bu dönemde askerlere yardım amacıyla Hilal-i Ahmer (Kızılay) Hastanesi’ne gönüllü olarak hastabakıcı olarak Eskişehir’de, cephe gerisindeki bir hastanede çalışmaya başladı. Bu arada Yunanlılar boş durmuyor İzmir’i bir silah yığınağı haline çeviriyordu. Bunda İngilizlerin Yunanistan’a yaptığı silah ve maddi desteğin büyük payı vardır. Hazırlıklarını tamamlayan Yunanlılar bizim 4 katımız kadar bir kuvvetle, 9 Haziranda saldırıya geçtiler. Bu saldırılara karşı koyamayan ordumuz, toparlanmak için Sakarya’nın doğusuna çekildi.(Kütahya-Eskişehir savaşları)

Bu geri çekilme mecliste büyük çalkantılara neden oldu. Meclisin Kayseri’ye taşınması tartışıldı. Yapılan oylamayla Mustafa Kemal başkomutan seçildi. Bu yetki kendisine üç aylığına verildi. Mustafa Kemal bu yetkiyle Tekalif-I Milliye emirlerini çıkartıp ordunun eksiklerini tamamlamaya çalıştı. Ordumuzun ikmal işleri halk tarafından yapıldı. Ordunun kurulmasında en çok emeği geçen Refet Paşa durmadan çalışıyor, memleketin her tarafını arayıp, tarayıp  gönüllü askerler topluyordu. Savaş başladığında 25.000 askerimiz vardı. Bunların 16.000’i  şehit olmasına rağmen savaş sonunda 40.000 askerimiz vardı. 2 ay gibi kısa bir sürede hazırlıklarını tamamladı. İçindeki milli duygularla sürekli dürtülen Halide, silah altına girmeye karar verir. Mustafa Kemal’in karargahında çalışmaya başlar. Buradaki görevi, günlük zaiyat raporlarını tutmak ve yabancı gazeteleri takip edip, yabancı kamuoyunun savaşla ilgili düşüncelerini çevirip Mustafa Kemal’e iletmekti.

Sakarya Savaşında ordumuzun Yunanlılara göre sayısının az olmasından dolayı güzel bir savunma planı yapıldı. 25 Ağustos’ta çarpışmalar başladı. Fedakar Türk askerleri öleceklerini bilseler bile mevzilerini terk etmeyip çarpışırlar ve mevzilerimize Yunanlıları sokmazlar. Savaş 22 gün sürmüş ve dünyanın en uzun süren meydan muharebesi olmuştur. 19 Eylül’de başlayan Yunan geri çekilişi 16 Eylül günü sonlanmıştı. Artık zafer bizimdi.

Büyük Taarruza yaklaşık bir yıl hazırlık yapıldıktan sonra Türk ordusu  Başkomutan Mustafa Kemal ile birlikte taarruza geçmiş ve 9 Eylül 1922 günü İzmir’e girmişti.

Mustafa Kemal’in sabahlara kadar çalıştığını yakından takip eden Halide ona “Savaş bitti. Artık dinlenmeye çekilme vaktiniz geldi.” dediğinde sert bir tepkiyle “Asıl savaş bundan sonra başlıyor.”  cevabını almıştı.

11 Ekim’de Mudanya Mütarekesi imzalanmış resmi olarak savaş galibiyetimizle bitmişti. Yunanlılar kaçarken geçtikleri köyleri yakıp yıkmışlardı. Bu savaşta onbaşı rütbesi alan Halide’nin bir görevi daha vardı. Tetkik-i Mezalim Heyeti’nin başına geçmek ve Yunanlıların verdikleri zararları tespit etmek, Anadolu insanına ettiği işkenceleri kayıtlara geçirmekti. Çok acı olayların yaşandığı Anadolu köylerinde halkın yaşadıkları anlatmakla bitmez. Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU, Yusuf AKÇURA ve bir fotoğrafçının olduğu bu heyet çalışmalarını bitirdikten sonra Ankara’ya döner. Döndüğünde, asker üniforması giyen küçük çocuklar, Halide’nin dikkatini çeker. Bunların neci olduklarını yanındaki yüzbaşıya sorar. Bunlar Kazım Karabekir Paşa’nın evlat edindiği, yaşları 6 ile 14 arasında değişen, aileleri savaşta ölmüş, 2 bin kadar yetim Türk çocuğu idi. Bu örnek davranışından dolayı Kazım Paşa’yı ziyaret edip tebrik eder.

Halide Edip yurdumuzun düşmanlardan temizlenmesinden duyduğu huzurla eşyalarını toplayıp İstanbul’a, çocuklarının yanına, doğup büyüdüğü eve döndüğünde Mahmure ablasıyla çocukluk günlerinde olduğu gibi kucaklaşır.

HALİDE EDİP ADIVAR’ın TÜRKÜN ATEŞLE İMTİHANI ROMANI İLE İLGİLİ BİLGİLER

KİTABIN ADI      : TÜRKÜN ATEŞLE İMTİHANI
KİTABIN YAZARI:türkün ateşle imtihanı yazarı:  HALİDE EDİP ADIVAR
YAYIN EVİ          : CAN YAYINLARI
YAYIN YILI         : 2014

KİTABIN KONUSU:türkün ateşle imtihanı konusu: Bu kitapta İstanbul’un ve Anadolu’nun işgali, Millî Mücadele akıcı bir dille anlatılmaktadır. Halide Edip Adıvar’ın 1. Dünya Savaşı sonrasından cumhuriyetin ilan edilinceye kadar yaşadığı anıları anlatılmaktadır.

ESERİN ANAFİKRİ: Vatan ve millet için nasıl çalışılır, nasıl ölünür çok iyi anlatılır. Her Türk gencinin yakın tarihini bilmesi açısından faydalı bir kitap olduğu değerlendirilmektedir.

KİTAPTAKİ ŞAHISLAR

HALİDE EDİP ADIVAR: İyi eğitim görmüş, İngilizce ve Fransızca bilen, etkili konuşmalar yapabilen vatansever bir kadın, hastabakıcı, gazeteci, yazar, asker, çevirmen.

ADNAN ADIVAR: Çalışkan, yapıcı, yüreği vatan sevgisiyle dolu bir doktor. Sağlık Bakanlığı ve Meclis İkinci Başkanlığı yapmıştır.

Mahmure: Halide Edip’in evinde çalışan, ayrıca ona arkadaşlık eden bir mürebbiye.

Bu bölümde Türkün ateşle imtihanı geniş özeti, türkün ateşle imtihanı ayrıntılı özet, halide edip adıvar türkün ateşle imtihanı özeti kısa, türkün ateşle imtihanı özeti halide edip adivar bulunmaktadır.

Paylaşmak güzeldir.

One thought on “Türkün Ateşle İmtihanı Kitap Özeti

Yorumlarınızı Bekliyoruz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir