ÇOCUKLARIMIZ AKRABALARINI TANIMALIDIR

Sanayileşme, üretim şekilleri ve ekonomik faaliyetlerdeki değişiklikler aile yapımızı değiştirdi. Toplumun çekirdeği olarak görülen aile değişen yaşam koşullarına bağlı olarak hem yapısal olarak hem de ilişkiler bakımından farklı bir görünüm kazanmıştır. Anne, baba ve çocuklar dışında büyük anne, büyük baba hatta hala, amca gibi akrabaları da bünyesinde barındıran geleneksel aile yerini anne, baba ve çocuklardan oluşan çekirdek aileye bırakmıştır. Aile içindeki ilişkilerdeki değişim kadar aile dışındaki akrabalarla olan ilişkilerimiz de ciddi şekilde etkilenmiştir.

Sosyo-ekonomik koşullar birbirleriyle akraba olan ailelerin birbirlerinden uzak yerlerde yaşamalarına sebep olmuştur. Belli bir yaşa ulaşmış, evlenmiş yeni bir aile kurmuş kız ve erkek çocukları, iş bulma, tayin gibi sebeplerle ailesinin yaşadığı şehirden başka şehirlere göçmek zorunda kalmaktadır. Çocuk sahibi olan bu yeni ailelerin geride bıraktıkları farklı şehir hatta kimi zaman farklı ülkelerdeki akrabalarıyla ilişkileri zayıflamaktadır. Gözden ırak olan gönülden de ırak olur atasözündeki gibi telefon, internet gibi kitle iletişim araçlarıyla görüşseler de yakın ilişkiler gibi sıcaklık hiçbir zaman olmayacaktır.

Uzun tatil dönemleri, dini bayramlar, düğün, nişan gibi özel günlerde aynı ya da farklı şehirlerdeki akrabalar bir araya gelir. Bu zamanlarda ebeveynlerin çocuklarına ‘bak kızım bu amca benim kuzenim’, ‘bak oğlum bu teyze benim halamın kızı’ çocuklarına akrabalarını tanıttıklarına şahit oluruz. Dedeler, nineler, amca, dayı, hala, teyze gibi yakın akrabalarla bile yılda belli sayıda bir araya gelinir. Kitle iletişim araçları da olmasa kimimiz yeğenlerimizi, kimimiz torunlarımızı hatta kimimiz anne-babalarımızı arayıp soramayacağız.

Çocuklarımız evde televizyon ve internete bağımlı hale gelmiş, şehrin bir köşesindeki kuzenleriyle ancak zoraki akrabalık ilişkileriyle ve uzun zaman aralıklarıyla görüşebilmektedir. Komşularımızla ilişkilerimiz de çok farklı değil.

Çocuklar kendilerini bir ailenin ferdi hissetmelidir. Hem de büyük bir ailenin. Kendini güvende hissetmeleri, akrabalık ilişkileri kadar diğer ilişkilerinde de başarılı olan bireyler olmaları için sağlam bir aidiyet duygusuyla ailelerine bağlanmalılardır.

Çocuklarımızı dedelerinin hikayelerinden mahrum bırakmayalım. Babaanne ve anneannelerinin böreklerinden çöreklerinden tattıralım. Teyzelerinin sevgiyle yaptıkları pastalarından, halalarının kurabiyelerinden yesinler. Amcalarından harçlık alsınlar. Dayılarıyla kime benzediklerini konuşsunlar. Çocuklarımızı akrabalarından mahrum bırakmayalım.

Paylaşmak güzeldir.

Yorumlarınızı Bekliyoruz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir